Mustafa Kutlu’nun “Hatasız kul olmaz” başlıklı yazısından alıntılar

 

Yazarın Yeni Şafak gazetesinde çıkan 20 Mayıs 2020 tarihli bu yazısından yaptığım alıntılamalar ve verdiğim link, yazının kıymetinden ötürü azıcık da olsa daha çok kişinin okumasına mütevazı bir katkı olsun diyedir.

“Orhan Gencebay ile anılan arabesk müziğinin sözleri çokluk halkın inanç ve değerleri ile örtüşüyordu (Fevkalâde kabul görmesinin sebeplerinden biri de budur). Yazımıza başlık olarak seçtiğimiz unutulmuş parça bunlardan biridir. (…)
Hz. Peygamber bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor: “Kim bir Müslüman kardeşinin ayıbını araştırır, kusurunu ortaya koyarsa, kıyamet gününde Allah onun ayıbını ortaya koyar. Kim bu dünyada bir Müslüman kardeşinin ayıbını örterse Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter.”
(…)
Hicap etmek (veya duymak) aynı zamanda hayâ etmek demektir. “Hayâ”nın mânaları şunlardır: 1. Utanma, sıkılma duygusu. 2. Allah korkusu sebebi ile kötü, ahlâk dışı ve günah olan şeylerden kaçınma. 3. Ahlâk kaidelerine bağlı olma. Edeb, ar, namus.

Akıl ve tarikat: genç bir siyasetçinin bu konuda kesin ve çok kendinden emin göründüğünü yansıtan hükmü

 

2002 sonrasının genç siyasetçilerinden, Bakan ve Başbakan yardımcısı olarak hükümette görev yapmış, bir süre önce de partisinden ayrılıp yeni bir parti kurmuş bir zâta herhangi bir tarikata mensup olup olmadığı sorulduğunda kendisinin de ailesinden hiç kimsenin de tarikatla ilgisinin olmadığı yolunda kesin ve çok kendinden emin bir tavrı yansıtan, hüküm türü bir cevap verdiğine ve gerekçesini de vurgulu bir biçimde belirttiğine dâir bir ‘internethaber’ havâdisi okudum. ‘Bidebunuizle’ programında, gazeteciler Yavuz Oğhan ve Akif Beki’nin sorularını yanıtlarken söylemiş.

CNN TÜRK’teki bir Canlı Yayın (tartışma) üzerine sıcağı sıcağına kısa bir izlenim notu

 

Epeydir böyle programlar izlemiyordum. Bu kez izleme gafletinde bulundum. Ömer Lütfü Avşar, Hakan Bayrakçı, Hadi Özışık ve Nedim Şener’in katıldığı, Başak Şengül’ün yönettiği program bir sâkinlik yansıtmadığı gibi baskın olarak sağduyu da yansıttığı söylenemez sonuç olarak.

“Doğa ile oyun olmaz”

 

Bu gün (3 Mayıs 2020) Yeni Şafak’ta çıkan Rasim Özdenören‘in yazısının başlığını başlık olarak alıntıladım. O yazının birkaç yerinden yapacağım alıntılar oluşturacak bu yazıyı.

“Bizi burada bu korona denen virüsün insan eliyle mi üretildiği, hayvandan insana mı sıçradığı, ticaret savaşlarının bir oyunu mu olduğu hususları ilgilendirmiyor.
Bu almaşıklardan hangisi geçerli olursa olsun, durum, son tahlilde, insanın doğayı istismar etmesi gerçeğini ortaya koyuyor…
(…)
İnsan doğaya nasıl davranırsa doğa da insana öyle cevap veriyor…
İslam telakkisinde insan eşrefi mahlûkattır, yani yaratılanların en şereflisi… Bu nedenle ona deniyor ki: ‘Doğaya şerefli olanlara özgü tutumla muamelede bulun!’

Ali Saydam yazılarıyla sağduyu yansıtmayan siyasî tavırlara dikkat çekiyor

 

Ali Saydam, iletişimci yanının da katkısıyla, eskilerin velûd, yenilerin doğurgan dedikleri anlamda bir gazete yazarı olarak önemsediğim, dolayısıyla yazılarının takipçisi olduğum; kendisi hakkında izlenimim ve kanaatim yazılarını okumama dayanan bir kişi. Onun, Yeni Şafak’ta çıkan yazılarından son üçünden alıntılar sunacağım. Bu yazıların başlıkları ve tarihleri eskiden yeniye, sırasıyla şöyle: “İmamoğlu ne istiyor?” (28 Nisan 2020), “Buda mı onlara yarayacak?” (30 Nisan 2020), “Canan Hanım, o nasıl bir şekil? (02 Mayıs 2020). Aynı sırayla, bu yazıların her birinin üç yerinden yapacağım alıntılamalar bu yazının içeriğini oluşturacak.

İlk yazıdan:
“(…) Kahramanın Yolculuğu, yalnızca bir kitap ismi değil… ABD’li bilim insanı Joseph Campbell, Buda, Hz. Musa ve Hz. İsa gibi ‘seçilmiş’ kişilerin hikâyelerindeki dini ve psikolojik gelişmenin ortak özellikler gösterdiğini saptamış ve buna ‘kahramanın yolculuğu’ adını vermiş… İmamoğlu’nun kendini nasıl bir dev aynasında gördüğünün bir örneği…”

“(…) 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle, İBB 100 bin çocuğa çeşitli hediye paketleri göndermiş. Paketin içinden çıkan Cumhuriyet ve Demokrasi adlı bir ‘çocuk dergisi’ ciddî tartışmalara neden oldu…
Türkiye gazetesi yazarı Süleyman Özışık, sosyal medya hesabından bir video çekerek açıklamış… Çocuklara dağıtılan bu dergi, İmamoğlu Beylikdüzü Belediye Başkanı iken 2017 yılında hazırlanmış. Ancak Valilik dağıtımına izin vermemiş… Bu yıl da aynı dergiyi, Valilik izni olmamasına rağmen İBB logosuyla basmışlar…
Peki, dergide dağıtılmasına izin verilmeyecek kadar sakıncalı ne olabilir?
Öncelikle, din adamlarının resmedildiği bir çizim, Alevi vatandaşları rahatsız etmiş… (…)”

“(…) Gezi sürecinde de sıkça duyduğumuz bu söylem, ilköğretim çağındaki çocukları CHP’nin siyasi propagandasına alet etmekten başka ne anlama gelebilir?!
İmamoğlu’nun bu hamlelerinin, kendisine ‘mağduriyet hikâyesi’ üretmek için çizilmiş stratejinin birer parçası olduğunu düşünüyoruz… (…)”