“Ölenle ölmüyoruz; ama bazılarımız ölmüş olanın gittiği yer hakkında şuur kazanıyor.”
İsmet Özel‘in İstiklâl Marşı Derneği internet portali İsmet Özel Köşesinde çıkan “Yazdıklarımın Soluklanma Vakti (I)” başlıklı ve 8 Zilkâde 1442 (18Haziran 2021) tarihli yazısının (http://istiklalmarsidernegi.org.tr/IsmetOzel?Id=77&KatId=5) paragraflarının hemen hemen her birinden birer-ikişer alıntılayacağım cümleler oluşturacak bu yazıyı. İlk alıntıladığım cümle de başlığı teşkil ediyor.
“(…) Hayrete kapıldığımız şeyler ve durumlar şaşırmamıza yol açıyor. Hâlbuki hayranlığımızın bir şaşırtıcı tarafı yok.
Çok vaktim kalmadı. Kaç saat, kaç gün, kaç hafta, kaç ay, kaç yıl daha yaşayacağımı ben bilmiyorum. Uzayan ömrümün ne kadarının kaldığını bir beni yaratan biliyor. Benim bildiğim şey yazdıklarıma nefes aldırma vaktinin geldiğidir. (…) Ne zaman ki yazdığım şiirin adını Partizan koydum, o zaman kendimi sadece bir şair olarak değil, Avrupaî, giderek Fransevi anlamda ‘bağlı’ bir şair olarak görmeğe başladım. Bağlılığım bir daha ara vermedi. (…)
(…) Eğer yeniliğe heves bahsinde içime sızmış bir şeyler vardıysa onları içimden kazıyıp sökmek beni güçlü kılıyordu.
Güçlü insan karşısına çıkan her gerginliği kendi lehine çevirebilen insandır. (…) Karakter hususiyetlerimizi doğuştan getirmiyoruz. Bize din seçme alanı bırakan budur. (…)
