admin Posts

M. Şükrü Hanioğlu’nun, kendisiyle yapılmış söyleşilerden ve yazılarından derlediğim bazı sözleri

 

Hâlen Princeton Üniversitesi’nde (ABD) çalışan, Geç Osmanlı dönemi tarihi alanında dünyanın en önde gelen akademisyenlerinden ve 19. yüzyıl entelektüel tarihinin en önemli kaynakları olan eserler ve makalelerin sahibi M. Şükrü Hanioğlu‘nun, kendisiyle yapılmış söyleşilerden ve yayınlanmış yazılarından seçerek derlemiş olduğum bazı sözlerine, düşündürücü değerde bulduğum için, tek tek kaynak belirtmeksizin, burada yer vereceğim.

16 Nisan 2017 Referandumu sonucu belli olunca…

 

Ben sonucun böyle çıkacağını tahmin etmiyordum; aradaki farkın biraz daha açık (% 55-45 gibi) olacağını düşünüyordum. Kampanyalar sırasında durumun başabaş gibi gittiği söyleniyordu, isabetli imiş; ben yanılmışım.

“Seküler olsun, yüzbinlerce kişiyi öldürsün(mü?)”

 

M.Şükrü Hanioğlu‘nun 16 Nisan 2017, Pazar günü Sabah‘da çıkan yazısının başlığı böyle. Bu önemli yazı, tabloyu ortaya koyan şu cümleyle başlamakta:

“Beşşar el-Esed liderliğindeki Ba’as rejimi totaliter mezhep diktatörlüğünü sürdürme uğruna yüz binlerce kişiyi öldürerek, milyonlarca bireyi göçe zorlayarak ve “Mahd al-Hadarat (Medeniyetler Beşiği)” olarak adlandırılan bir ülkeyi harabeye dönüştürerek yirmi birinci asrın en büyük insanî trajedisini yaratmıştır.”

Merhum Turgut Cansever’den bazı sözler

 

“Bilge-Mimar” diye tanınan ve anılan merhum Turgut Cansever‘in(d.1921-ö.2009) Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşunun 700. yıldönümü vesilesiyle 1999’da gerçekleştirilen bir açık oturumda söyledikleri, Derin Tarih dergisinin Nisan 2017’de çıkan 8. Özel Sayısı’nda (ISSN 2147-0553), “Osmanlı Mirasını Nasıl Okumak Gerekir?” başlığı altında yayınlandı. İşinin ehli bu değerli insanı rahmetle anarak, söz konusu açık oturumda dediklerinden bazılarını aktarıyorum.

Değerli bir yazarın gazete yazılarının önemi ve dünkü (09.04.2017 tarihli) yazısı üzerine

 

M.Şükrü Hanioğlu‘nun yazıları, bana göre, ülkemizde yayınlanan gazete yazıları arasında önem atfedilmesi yönünden istisnâî sayılması gereken yazıların ilk birkaçı arasındadır. Haftada bir Pazar günleri Sabah’ta çıkan bu yazıların meraklı ve ısrarlı izleyicilerinden biriyim. Bu yazılar üzerine konuşmaların, tartışmaların yapıldığına, gazete yazılarında dikkati çeker biçimde bunlara değinildiğine, siyasetçilerin bu yazılardan istifade ettiğine dair bir bilgiye sahip değilim ama elbette bilmediğim ilgiler, yararlanmalar olabilir. Dileğim ve umudum da olmasıdır.