“Evrim”in Tasavvuf Geleneğince Açıklanması

 

Prof.Dr. Ömer Türker‘in İslam Düşünce Geleneğinden Hareketle Bir Değerlendirme olan Evrim Risalesi kitabından (Ketebe Yayınları 1009, 1.Baskı, Eylül 2023) Evrim konusunda “Tasavvuf Geleneğinin Açıklaması” bölümünden yapacağım bazı alıntılamalar bu yazıyı oluşturacak.

“Mutasavvıflar genel olarak, fiziksel nesnelerin değişim sorununu filozof ve kelamcılardan farklı bir tarzda ele alırlar. Onların yaklaşımı, fiziksel olan bütün açıklamaların araçsallaştırılması üzerine kuruludur. Gerçi mutasavvıflar, baştan beri Aristotelesçi madde-suret teorisine meyletmişler, İbnü’l-Arabî’yle birlikte İbn Sînâ felsefesini tevarüs edince Meşşâî teorik fiziği takip edegelmişlerdir. Fakat mutasavvıfların asıl iddiası, varlık düşüncesi ve âlem tasavvurundadır (ontoloji ve kozmoloji / varlıkbilim ve evren bilimi). Daha önce İslâm düşünce geleneklerini anlattığımız yazılarda özetlediğimiz bu tasavvura göre bir buğday tohumunun filizlenme olayını şöyle tahlil edebiliriz:

“Dayandığı bilginin açıklama gücü bulunmadığına inanılan hiçbir medenî olgu varlığını idame ettiremez.”

 

Prof. Dr. Ömer Türker‘in “Evrim Risalesi / İslâm Düşünce Geleneğinden Hareketle Bir Değerlendirme” isimli kitabının ( KETEBE Yayınları, 1.Baskı Eylül 2023 İstanbul) başlarından birkaç yerden yapacağım alıntılamalar (bunlardan ilki GİRİŞ bölümünün ilk sayfasında, EVREN TARİHİ DÜŞÜNCESİ VE EVRİM TEORİSİ başlıklı bölümün ilk sayfasından (s.9) bir cümle alıntı olarak bu yazının başlığını teşkil ediyor) oluşturacak bu yazıyı.

“(…) Bu kitapta evrim teorisinin kapsamlı bir anlatısı hedeflenmediğinden tartışmayı mümkün kılacak şekilde toplanılan görüşler esas alınmıştır. Bu sebeple başlangıçta oldukça muhtasar (kısaltılmış) şekilde evrim teorisinin bir anlatısı verilmiş, ardından İslam düşünce geleneklerinden hareketle teorinin temel iddialarının ayrıntılı bir tahliline geçilmiştir. Kitabın Türkiye’de hem genel olarak İslam düşüncesinden hareketle çağdaş sorunları ele alma yolundaki araştırmacılara hem de özel olarak evrim teorisinin daha isabetli bir zeminde tartışılmasına katkı sağlamasını diliyorum. (…)” Ömer Türker

İsrail’den (zalimden)yana ve Gazze’den (mazlumdan) yana ülkeler belli oluyor

 

İngiltere ateşkes’i reddetti, dolayısıyla zalimden/İsrail’den yana olduğunu gösterdi. ABD çekimser kaldı, böylece o da zalim / İsrail tarafında kaldı sayılır. Türkiye kesinlikle ‘ateşkes’ten yana ve duruşu zalimin yanında değil, mazlumun yanında. Diğer ülkelerin duruşları da belli olacak. (belli oldukça bu yazıda onlara yer verilecek)

Bu arada, ifadeler: “Netanyahu: Acımasız olacağız”. “İsrail’in saldırılarında can kaybı 11 Bin 500’e yükseldi.”

“Netanyahu: Biden’la konuştum, acımasız olacağız.”

Netanyahu Arap lidelere seslendi: “Çıkarlarınızı korumak istiyorsanız sessiz kalın”

“ABD işaret etti; İsrail düzenledi”

“İsrail yeni saldırı hazırlığında mı?”

“ABD’den İsrail’e silah mühimmat sevkiyatı devam ediyor.”

“Gazze’de ölü sayısı 12 Bine yaklaştı.”

“GAZZE BOMBALANMAYA DEVAM EDİYOR”

Dr. Nihad Abunasser: Biz tavrımızı değiştirmeliyiz.

“Bu saldırılar tüm bölgeye yayılabilir. İsrail ırkçı, faşist bir yaklaşımla farklılaşmaya ve faşist zorbalığa sebep oluyor.”

Netanyahu, A’dan Z’ye, İsrail tüm bu suçların hepsini işlediklerini bir tür itiraf ediyor. “Çok sivil öldürdük” diyor. Prof.Dr. İrfan Kaya Ülger bu itiraflara rağmen İsrail hükümeti hesap verecek, ceza almasını dilerim ama alır mı, kötümserim. Sürecin yavaş yürüdüğünü söyledi. İsrail’in yargılanması, taraf olduğu için, gerçekleşmeli. Netanyahu ve diğer İsrail devleti ilgili makamlarında bulunan yetkililer savaş suçu işlemekten ötürü cezalandırılmalı ve suçları gereği infaz gerçekleşmeli.

Almanya da zalim İsrail’den yana. İsrail aleyhine gösterilerin yasaklandığı haberi var. Gazze’ye karşı İsrail’i destekleyen yazılar, gösteriler serbest; bu biliniyor. Ama Filistin’i destekleyen, İsrail’i kötüleyen gösterilerin yasak olduğu da biliniyor. Mazlum Gazzelilere karşı zalim İsrail’i kötülemek, Yahudi zulmüne vurgu yapmak yasak! Bu arada Cumhurbaşkanımız Almanya’ya gidecek, kendisinin Yahudi zulmüne karşı olduğu, Gazze’yi yani mazlum tarafı desteklemekten yana olduğu belli. Orada da bu tavrını sanırım yansıtacaktır. Bakalım Alman yetkililerin Cumhurbaşkanımıza bu hususta tavrı nasıl olacak?

Netanyahu, “Sevgili dostum Biden’ın liderliğindeki ABD bizimle ortak çıkarları görüyor.” “Bize özel denizaltı ve donanmayla birlikte uçak gemileri gönderdi.” “Gerekli mühimmat ve silahları verdi.” dedi. Son durum: “Batı İsrail’den neden korkuyor?” Netanyahu: “Desteği kesersen işin biter.” dedi. “Gazze’de Batı destekli soykırım.” “ABD, Batı’da Yahudi lobilerinin gelişmesi ve güçlenmesi için her desteği verdi.” “Batı, İsrail’den neden korkuyor?” “Biden’ın kaderi İsrail’in mi elinde?”

“İslam-o- Fobi veya İslam-korkusu Neyin Semptomu?”

 

2 aylık düşünce dergisi olan Teklif‘te (Kasım 2023 / sayı 12) Ahmet Ayhan Çitil‘in “İslam-o-Fobi Neyin Semptomu?” başlıklı bir yazısı çıktı. Bu yazıdan yazarı tarafından sunulmuş bazı alıntıları aktarmamdan ibaret bir yazı olacak bu.

” İslam bir din olarak naslarda, İslâmî ilimlerce ortaya konulan eserlerde mevcut olduğu kadar, çok geniş bir coğrafyada ve çok uzun bir zaman dilimi içerisinde çeşitli görünüşlerle arz-ı endam etmişti.”

“Sadelik yanı başında bilime mahsus gerçekliği de getirir.”

 

İsmet Özel‘in İstiklâl Marşı Derneği internet portalı İsmet Özel Köşesi’nde ALIN TERİ GÖZ NURU üst-başlığı altında TEPE TAKLAK FELSEFE başlığı ile çıkan 2 Cemaziyelevvel 1445 (15 Kasım 2023) tarihli yazısının (http://www.istiklalmarsidernegi.org.tr/ IsmetOzel?Id=202&/Katld=7) birkaç yerinden yapacağım alıntılamalar (bunlardan ilki o yazının ikinci paragrafından bir cümlenin alıntı olarak bu yazının başlığını teşkil etmesi) oluşturacak bu yazıyı.

“(…) Bir şeyler anlaşılmaz biçimde başka şeylerden öncedir. Beşer ve onu takiben insan hayatında bazı kalıplar hataya düşmemizden önce işleyiş gösterir. Günlük dil bu işleyişe yer açacak biçimde şekil almıştır. ‘Bilim’ kelimesini uzmanca bir bilgilenme yolunu takip edenler meşgul oldukları işin adını koymak üzere uydurmuşlardır. (…)”