Seyyid Şerîf Cürcânî’nin “Ta’rîfât Tasavvuf Istılahları (terimleri) isimli kitabından (Tercüme: Abdülaziz Mecdi Tolun, Yayına Hazırlayan: Abdulrahman Acer, Litera Yay.) alıntılar

 

Ahad: İsimler ve sıfatların Zât’la irtibatlarında çokluğun ortadan kalkması itibariyle Zât’ın isminden ibarettir. Âlem: Allah’tan gayrı her şey. Amâ: Ahadiyyet mertebesi. A’râf: Doğuş yeri. Hakk’ın tüm şeylerde sıfatlarıyla tecellî ettiğini ve her şeyin O’nun mazharı olduğuna şâhid olma makamı. Ayân-ı Sâbite: Mümkün varlıkların Hak Teâlâ’nın ilmindeki hakikatleri. İlim mertebesinde ise ilâhî isimlerin sûretlerinin hakikatleri. O sûretler zât açısından Hak’tan sonradır. Bundan dolayı a’yân-ı sâbite ezelî ve ebedîdir. Aynel-yakîn: Müşahede ve keşf ile hâsıl olan ilim. Ayn-ı Sâbite: İlmî mertebedeki hakikat. Ancak ilâhî ilimde var kabul edilir. Berzah: Mücerred (soyut) mânâlar âlemiyle maddî cisimler âlemi arasındaki âlemdir. Fenâ: Bekâ, övülmüş sıfatların varlığı, fenâ ise yerilmiş sıfatların olmayışıdır. İlm-i İlâhî: Var olmak için maddeye ihtiyacı olmayan mevcutların hâllerinden bahseden ilim.

“Sezai Karakoç’un Ardından…” başlığıyla CİNS Dergisinin Aralık 2021 Sayısında yayınlanan düşüncelerden bazıları

 

“Diğer İkinci Yeni şairlerinin değil ve fakat bilhassa Sezai Karakoç’un ölümü Türklere bir şey hatırlatmalıydı. Daha doğrusu toplum olarak hatırlanmağa değer bir şeyler yaşadığımız fikrine canlılık kazandırmalıydı. Olmadı bu. Olmamakla kalmadı Türk toplumunun kendi eline, gözüne, kendi ayağına, dizine nazar atfetmekten kaçınış tavrına destek olundu.” İsmet Özel

“Milletine aidiyetinin ve medeniyetine mensubiyetinin gerektirdiği mesuliyeti hakkıyla ifa eden; aidiyeti ve mensubiyetiyle şeref bulan, ifası ile şeref veren SEZAİ KARAKOÇ…” Gurbeti vuslat, makamı âli, rahmeti gani olsun. İhsan Fazlıoğlu

“Bizim şairliğimiz Sezai Bey’in şairliğinin yanında hiçbir şeydir. O çok müstesna bir insan ve çok müstesna şairdi. (…) Onun mısralarından bir tanesi de ‘Uzatma dünya sürgünümü benim’ şeklindeydi. Rabbine söylüyordu bunu. (…) Diriliş dergisindeki yazılarını dört gözle beklerdim. Çok nankör bir toplum olduk. Kimin umurundaydı Sezai Karakoç? (…) Sezai Karakoç’un edebiyatta ve şiirde başka bir idraki vardı. (…) Sezai Bey hep hak bildiği yolda ilerledi. Dünya nimetini hiç görmüyordu. Gönül gözü, akıl gözü, inanç gözü olan varsa Sezai Bey’in farkını görürler. O şair deyip geçilecek biri değildi. (…)” Süreyya Berfe

Merhum Nuri Pakdil’in (1934-2019) kitapları ve dilimize çevirdiği eserler

 

Hepsi Edebiyat Dergisi Yayınları‘ndan olmak üzere kitapları ve dilimize çevirdiği eserler:

1. Sükût Sûretinde, 2. Derviş Hüneri, 3.Batı Notları, 4.Arap Saati, 5.Umut, 6. Ahid Kulesi, 7.Korku, 8. Klas Duruş, 9. Arap Şiiri (Güldeste) I, 10.Arap Şiiri (Güldeste) II, 11. Kalem Kalesi, 12.Bir Yazarın Notları I, 13.Osmanlı Simitçiler Kasîdesi, 14.Otel Gören Defterler 1: Çarpışan Sesler, 15.Otel Gören Defterler 2: Yazının Epik Resmi Çekildiği Sırada, 16.Otel Gören Defterler 3: Büyük Sorgu, 17.Otel Gören Defterler 4: Simsiyah, 18.Otel Gören Defterler 5: Ateş Hattında Harf Müfrezeleri, 19.Otel Gören Defterler 6: Yazmak Bir Mûcize, 20. Bağlanma, 21.Edebiyat Kulesi, 22. Bir Yazarın Notları II, 23. Put Yapımevleri, 24. Bir Yazarın Notları III, 25. Bir Yazarın Notları IV, 26.Biat I, 27. Biat II, 28. Biat III, 29. Kalbimin Üstünde Bir Avuç Güneş, 30. Bakır Dönemi, 31. Belge, 32. Bir Öldürme Töreni, 33. Konuşmalar, 34. Mektuplar I, 35. Mektuplar II, Mektuplar III .

Dilimize çevirdiği eserler: Anna Grigoriyevna Dostoyevski /Günlük. Eugene Ionesco /Günlük’ten. Jacques Prevert / Hârikalar Tablosu ve Ay Operası. Eugene Guillevic/ Kasırganın Çatırtıları.

İsmet Özel’in en yeni yazısı bana yazılarının en düşündürücü bulduğum özelliğini ifşa etti

 

İsmet Özel’in yazılarını okurken cümleleri bana hep şunu düşündürüyordu, özellikle de son yıllardaki yazılarını okurken: cümle kurma yeteneğini. Cümleleriydi yazılarını değerli kılan. Cümle kurmayı önemsiyordu.

İşte bu Cuma gecesi İstiklâl Marşı Derneği internet sitesi İsmet Özel Köşesi’nde ALIN TERİ GÖZ NURU üst-başlığı altında başlayan yeni yazı dizisinin “Alın Teri, Göz Nuru” başlıklı ilk yazısının şu cümleleri:

“Vakıa ne gayeyle olursa olsun benim bir cümle kurduğumdur.”

 

İsmet Özel‘in İstiklâl Marşı Derneği internet portali İsmet Özel Köşesi’nde “Alın Teri Göz Nuru” üst-başlığı altında çıkan “Alın teri, Göz Nuru” başlıklı, 6 Cemaziyelevvel 1443 (10 Aralık 2021) tarihli yazısının (http://www.istiklalmarsidernegi.org.tr/IsmetOzel?Id=100&KatId=7) birkaç yerinden yapacağım alıntılamalardan (ilk alıntı da bu yazının başlığını teşkil ediyor) ibaret olacak bu yazı.

(Başlığı oluşturan cümleyi yazıda izleyen cümle:) Kâinatta aynı anda vuku bulan birçok şeyden biri bu. (…) Maruz kaldığımız hoyratlıklara aynı veya benzer hoyratlıkla karşılık vermiyoruz. Verdiğimiz takdirde ya bir cinayete veya bir felâkete sebep olacağımızın bilindiği bir çağda yaşıyoruz.  (…)

(…) Yarım yamalak hayat var mıdır; varsa nedir? Ben bu sualin cevabına ancak dünyanın ahiretin tarlası olduğu hükmünden geçerek erişebileceğimiz düşüncesindeyim.  Ettiğimizi bulacağız. Ne ekersek onu biçeceğimizden tereddüdümüz yok.  (…) Hiçbir haliyle yarım yamalak bir yer değildir tarla. Dünya dediğimizde aklımıza tıpkı tarla gibi belli esaslar dikkate alınarak şekillendirilmiş bir düzenden başkası gelmiyor. Dünya eşittir düzen.