Tecellî-i Rabbânî ile tecellî-i rûhânî veya müşâhede ile mükâşefe arasındaki farklılık

 

İbn Arabî’nin (m.1165-1240) eserlerinden biri olan Tedbîrât-ı İlâhiyye’nin Ahmed Avni Konuk (m.1868-1938) tarafından Arap harfleri zamânı Türkçe’sinin son yıllarında yapılmış tercüme ve şerhi, Prof. Dr. Mustafa Tahralı tarafından latin harfleri dönemi Türkçe’sinde son yıllarda yayına hazırlanmış ve basılmış (İz Yayıncılık; elimdeki baskı 6.sı olup 2013’te) durumda. Bu eserden, bu konuda ifade edilmiş sözleri içeren 200. sayfadan alıntılar oluşturuyor bu yazıyı. Yer yer parantez açılması, bazı kelimeler ve kavramların karşılıkları ve açıklama gerektiğinde yapmak içindir.

M. İbn Arabî’nin tutum olarak ‘sırf teşbîh’ ve ‘sırf tenzîh’e yaklaşımı

 

(…) Fusûsu’l-Hikem’de Fass-ı Yûnusî’de “Şerîatın zemmettiği şeyin dışında mezmûm(zemmedilmiş/yerilmiş/kötülenmiş) bir şey yoktur. Zîra şerîatın zemmi hikmetten ötürüdür ki, onu Allah bilir, yâhut Allah’ın bildirdiği kimse bilir.” denilir ve netice olarak şunlar ifade edilir:

İnsan hayâtı, ona anlam katılması ve gerçek marifet

 

(…) İnsan hayatına anlam katmasını beklediğimiz hiçbir amaca iki adımda katedilecek bir yolla ulaşılamayacağını bilmeli ve bunu kabullenmeliyiz. (…)

İki yazı: biri İslâm’ın özü, biçimleri ve medeniyetlerine; diğeri Kemalizmin evrimi, türleri ve ‘çoğulculuk’a dair

 

(…) Tarih İslam’ın özünün İran biçiminde, Türk biçiminde, Endülüs biçiminde, Hind biçiminde, Balkan biçiminde sunumlarına şahit oldu. Bu sayede kapalı dar bir mahalli alandan çıkarak evrensel değerlere sahip medeniyetler kuruldu. (…)

George Orwell ve tele-ekranlar, zamanın seli çamuru, meczup’un dediği

 

“(…) ‘Tele-ekranlar sabahtan akşama kadar sayıp döktükleri iç bayıltıcı istatistiklerle, insanların artık daha çok yiyecek, daha çok giysi, daha iyi evler, daha çok eğlence olanağı bulabildiklerini, elli yıl önceye oranla daha uzun yaşayıp daha az çalıştıklarını, daha yapılı, daha sağlıklı, daha güçlü, daha mutlu, daha zeki olduklarını, daha iyi eğitim gördüklerini kanıtlamaya çabalıyordu. İşin ilginci, bu söylenenleri doğrulamanın da, çürütmenin de mümkün olmamasıydı’ diye yazmış köşe başı nitelikteki romanı ‘1984’te George Orwell. (…) Bir kenara oturup, zamanın selinin çamurunun tümüyle akıp geçmesini bekleyen insanlar da var.
‘Dünya pazarında sermayeni bozuk para gibi harcadın’ dedi meczup, ‘peki ne aldın?’ ” (Gökhan Özcan, “Yanlış bölünmüş hece” başlıklı yazısından, YeniŞafak, 16.11.2017)
http://www.yenisafak.com/yazarlar/gokhanozcan/yanlis-bolunmus-hece-2041110