İki gazete yazısından birer bölüm
“(…) Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansının 2017 yılı toplantısı Almanya’nın eski başkenti Bonn’da başladı. İslam Dünyasının bir teşkilatını temsilen buradayım.
“(…) Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansının 2017 yılı toplantısı Almanya’nın eski başkenti Bonn’da başladı. İslam Dünyasının bir teşkilatını temsilen buradayım.
Muhyiddin İbn Arabî’nin (M./d.1165-v.1240) Arap dilinde te’lif etmiş olduğu, Ahmed Avni Konuk(M./d.1868-v.1938) tarafından Arap harfleri zamanı Türkçesinin son yıllarında tercüme ve şerh edilmiş, Prof. Dr.Mustafa Tahralı’nın Latin harfleri dönemi Türkçesinde yayına hazırladığı “Tedbîrât-ı İlâhiyye” adlı eserin 311. sayfasından, başlıkla ifade etmeye çalıştığım konuda bazı ifadeler:
“Eğer bilgi,” diyor İbn Arabî, “aklî bir delile dayalı nazariyelerden (teoriler -aa.-) ve (dolayısıyla) şüphe uyandırıcı yollardan elde edilmişse, böyle bir şey, bize göre, sahibinde şüphe uyandırdığından dolayı bilgi değildir. Bilgi, bilende şüphe uyandırmamalıdır.
* “Hiç Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen bir kimse, o kör olan kişi gibi midir? Ancak selîm(sağlam, kusursuz, doğru) akılların sahipleridir ki iyice düşünür(idrak eder)ler” (Er-Ra’d, 13/19)
* “Onlar ki îman etmişlerdir, kalbleri Allah’ı zikirle huzûr ve sükûna(tatmîne) kavuşanlardır. Haberiniz olsun ki, kalbler ancak Allah’ı zikirle yatışır(tatmîn olur).” (Er-Ra’d, 13/28)
* “O, göklerle yerin yaratanıdır. Size hem kendinizden eşler(çiftler), hem davarlardan eşler yaptı. Sizi bu sûretle üretip duruyor. Onun misli(benzeri) gibi bir şey yoktur. O, hakkıyle işiten, kemâliyle görendir.” (Eş-Şûrâ, 42/11)
Kaynak Meâller: Kur’ân-ı Hakîm ve Meâl-i Kerîm, 2. Cild, 7.Baskı, Balıkesirli Hasan Basri Çantay, 1392 Hi.- 1972 Mi., Nâşiri: Mürşid Çantay, Bayezid-İstanbul.
Kur’an-ı Kerîm ve İzahlı Meâli (Türkçe Anlamı), Ahmed Davudoğlu, Çelik Yayınevi, Cağaloğlu-İstanbul.
“Yaşamak bir şeyleri geride bırakmak demek bir anlamda… Yani bir şeyleri yanında götürememek, onları ardında bırakmak demek… Bunun tabii sonucu eksilmektir. (…) Geçmiş dediğimiz şey, bizi insan eden, inşa eden, hayatımıza şeklini, rengini, kokusunu, hafızasını veren şey… (…)