FîHi Mâ FîH Otuz Beşinci Fasıl’dan alıntılar

 

“Hak ve Bâtılda çok yemîn eden mikdârsız kimselere itâat etme” (Kalem, 68/10) âyet-i kerîmesinden bu hâfızların nasıl koku almadıklarına taaccüb (hayret) ederim. “Falan kimse böyledir, diye her ne söylerse dinleme” dediği için Kalem (68/11-12) Yani “O bî-mikdâr kimse halkı ta’yîb (ayıplama) ve fesâd maksadıyla halkın kelâmını birbirine nakl, gamz ve nâsı (insanları) hayırdan men edicidir” (Kalem, 68/11-12). Yani “O değersiz kimse halkı ta’yîb ve fesâd maksadıyla halkın kelâmını birbirine nakl, gamz ve insanları hayırdan men edicidir” âyet-i kerîmesi mucibince kendisi gammâzın en a’lâsıdır. Ancak Kurân acîb bir sehhâr (büyüleyici) ve gayûrdur (çok gayretlidir). Sihri öyle akd eder ki, hasmın kulağına anladığı gibi açık olarak okur. 0ysa onun hiç haberi olmaz. Kendisini yine süratle çeker. (Hatemallâhü ( Bakara, 2/7) yani /Allah mühür basmış/ âyet-i kerîmesinde işaret buyrulan mührünün acîb bir letâfeti vardır. Kur’ân’ı işitirler, anlamazlar; bahsederler / Allah latîfdir, kahrı latîfdir, mührü latîfdir. Fakat mührü bizim bildiğimiz gibi değil; onun açılması tavsîfe / nitelemeye sığmaz. Ben eğer eczâmdan (cüzlerimden) müteferrik (ayrılmış) olursam, O’nun sonsuz lutfunun ve lezzetlerinin mühür açıcılığı ve bî-çûnluğu ve fettâhlığı vâki’ olacaktır. Sakın hastalığı ve mevti (ölümü), benim hakkımda kötülemeyiniz; zîrâ o nikâb (örtü) içindir. Benim bir eltaf (lutuflar) ve bir misilsiz kâtilim olacaktır. O çekilen bıçak veya kılıç ağyârın nazarını def’ etmek içindir; ta ki yabancı menhûs (uğursuz) nazarlar o katilin musâhibini /sohbet arkadaşını idrâk etmiyeler. (MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN RÛMÎ’nin eseri. Tercüme: Ahmed Avni Konuk. Hazırlayan: Dr. Selçuk Eraydın (merhûm) , İZ Yayıncılık: 82, 8.Baskı, İstanbul, 2009)

No Comments

Leave a Comment

Please be polite. We appreciate that.
Your email address will not be published and required fields are marked