İktidar Mertebesi / el-Kâdir ve el-Muktedir İlahi İsmi

 

Fütûhât-ı Mekkiyye, 17. Cild, s. 121

Bana değerimi bildiren kişi / Önemsediğimizi izhar etseydi bize

Benim el-Bari’nin katındaki değerim / Ateşe girmekten daha büyük benim için

Pek çok asker getirilse bile / Onu getiririm ve iyileri / Asabe ve hayırlı efendiler içinde / Masum ve mahfûz bir halde

Eve girerken beni ayırt eder /sağır ve hür kullardan

Bu mertebenin sahibi Abdulkâdir, Abdulkadîr ve Abdulmuktedir diye isimlendirilir. Allah ‘O her şeye kadîrdir’ (el-Maide 5/20) , ‘De ki O size göndermeye kâdirdir. el-En’am 6/65, ‘biz kâdiriz. el-Mearic 70/40. muktedir bir melikin katında. el-Kamer 54/55. buyurur. Bu mertebenin yegâne tesiri Hakkın var olmasını irade ettiği mümkünlere varlık vermesidir. Allah o şeye ‘ol’ der, iktidarını ‘ol’ sözüyle gizler, onu iktidar üzerinde bir örtü yapar. Mümkün ise farkında olmadığı yönden ilahî iktidardan meydana gelir ve var olmak üzere süratle hareket eder, var olur. Böylece kendisine ‘ol’ diye emredenin sözünü duyar ve o emre itaat eder.
Emre uymuş olmakla da Allah tarafından övülür. Böylece mümkünde gerçekleşen ilk iş, duyup var olmak üzere Allah’a itaattır. O’ndan meydana gelen her günah arızî (geçici) olarak meydana gelirken kendisinde asıl olan duymak ve itaat etmektir. nitekim gazap da öyledir! Öncelik rahmete aittir ve rahmet öncelik sahibi olduğu gibi mümkünün itaati de önce ve sonda gelendir. İşin sonu her zaman öncekinin hükmüyle aynıdır. Varlıkta öncelik rahmete aittir ve her mümkünde SONUÇTA RAHMETE VARMASI kaçınılmazdır. Bununla birlikte mümküne bedbahtlık hali ilişebilir. mümkün asıl itibariyle itaatkâr olduğu gibi doğan herkes de fıtrat üzere doğar; fıtrat Allah’a kulluğu ikrar demektir. Dolayısıyla fıtrat ‘itaat üzere itaattır’. (…) Dolayısıyla Hakkın gözü sürekli rahmetiyle mümküne bakar ve ondan bu asıl davranış beklenir. Bununla birlikte sözün madumda (yok olanda), özellikle de asıl bakımından iktidarı olmayanda bir hükmü yoktur. Peki durum nasıl açıklanacaktır? Bu durum teklifin suretine benzer. Fiil Allah’a aittir. Mümkün asıl itibariyle Allah’ın emrini duyan ve o’na itaat eden olduğuna göre ’emre uymak sırrı’ onda kalmıştır. (…) Âlemdeki her tereddüt Hakkn tereddüdünün ta kendisidir. Bu sâyede Allah dilediği işleri uygular ve infâz eder; hükmü ise ya itaat veya günah şeklinde fiilde ortaya çıkar.



Benim

No Comments

Leave a Comment

Please be polite. We appreciate that.
Your email address will not be published and required fields are marked