Siyasetçiler de nitelikli konuşmalar yapabilirler

 

CHP Genel Başkanı Özgür Özel uzunca bir nutuk çekiyor şu saatlerde; konuşması eski CHP genel başkanları gibi etkileyici ve ilgi uyandırıcı olmaktan çok uzak. Bülent Ecevit, Deniz Baykal bu kadar uzun ve bıktırıcı konuşmazlar, bedenlerini bir oraya bir buraya çevirip durmazlardı. Mehmet Şimşek’i bile eleştirmeye kalkıyor, işinden dolayı. Bu derece ve niteliksiz bir konuşma… Güya emeklilerden yana olduğunu belirtiyor; önümüzdeki Pazar günü Tandoğan’a emeklileri çağırıyor. CHP belirttiği anketlere göre birinci parti imiş! Atatürk’ün partisini ilk seçimde iktidar yapacaklarmış. Böyle hayâlleri var ve yansıtıyor, sesi ne kadar çıkabiliyorsa. Ama önemli olan elbette ikna edici olabilmek.

Nitelikli ve akıllıca konuşmalar siyasetçilerden beklenmez mi? Hele CHP’nin mevcut genel başkanından!.. İyi bir konuşma metni hazırlayıp biraz da çalışılırsa niye olmasın! Lûtfen Bülent Ecevit ve Deniz Baykal da hatırlansın konuşmaya hazırlanırken. K.Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel CHP genel başkanları arasında elbette etkileyici konuşmaları olmayan liderler. Çalışmaları ve böylece etkileyici konuşmalar yapmaları gerekir. Kendi konuşmalarını kendilerinin ve onlara yakın olanların beğenmeleri yetmez. O konuşmaların izlendiğinden haberleri olmalı. İzleyenler muhakkak bir değerlendirme yapıyorlardır.

“Tasavvuf ve Tarikatlar” kitabından alıntılar

 

Merhûm Dr. Selçuk Eraydın‘ın M.Ü. İlâhiyat Fakültesi Vakfı (İFAV) Yayınlarından 10. Baskısı Aralık 2012’de yapılmış bu kitabının birkaç yerinden yapacağım alıntılamalar oluşturacak bu yazıyı.

Tasavvufu insanın lehinde ve aleyhinde olan şeyleri bilip hâlen yaşaması olarak da târif edebiliriz.

İslâm ahlâkı, Kur’ân ahlâkıdır. Sevgisi, ıztırâbı, çilesi ve fedâkârlığı olmayan kimseler bu ilâhî nûrdan mahrum olurlar. Hâriçte zâhir (görünür) olan hakîkatler birbirinden ayrılmış gibi görünebilirler; fakat bunların hepsi insanda tek şey hâlinde bulunur. İslâmî ilimleri fıkıh, tefsir, hadis, kelâm, tasavvuf vs. olarak ayrı ayrı saymak mümkündür. Bunların hepsi bir müslümanda birleşmiştir.

İslâm sâdece secdeye eğilen başımızda, Kur’an’la nurlanan yüzlerimizde, ezan sesleriyle coşan gönüllerimizde yaşamalıdır.

Fütûhât-ı Mekkiyye 17.cild el- Vâhid, el-Ahad İlâhî İsmi s.114-115-119

 

Birle ilahını, bütün fiiller Allah’ın Unutma sakın, görmezden gelme

Şirkten sakın, şirk eksiklik Otoritesini giydirir sana, senden başka var olan bir şey değil o.

‘Başka’ varlığı olmayan bir şey Sâbit dur, senin evin ilga edilmez ve yıkılmaz

Büyük bir lezzeti var onun yine de Cinsellik hazzı gibi bütün uzuvlarımızı kaplar

Allah biliyor ki zikrettiğim mısralarda Doğru sözler söylemekteyim, Allah, Allah!

Vicdan-Vecd/ Vücûd-Mertebesi ‘Ol(Kün)’ Sözünün Mertebesi

 

el-Vâcid İlahi İsmi

Varlık Hakkın cömertliğine bağlı / Hepimiz onda mutlu ve gıpta edilecek bir haldeyiz /

Varlıkları var eden himmeti / Cömertliğe bağlı varlıktır o / O’nun yanındaki benim yanımda olsaydı ona söylerdim / Fakat ben müflisim, bu nedenle şart koşarız / Elçi gönderirken Musâ’ya şart koşulduğu gibi / Rablerinin elçisi olarak zorbalara giderken umutsuzca / Onların içinden iflas etmiş bir halde gelmişti / Amaçlarına erememiş, fakat itidali koruyarak

Fütûhât-ı Mekkiyye’den (Çeviri: Ekrem Demirli, c.17) alıntılar

 

Allah’ın emri her durumda delildir / Büyük izzeti gösterir; inkâr fayda vermez

Allah’ın kitabı gelir ve bildirir / O’ndan geldiğini; kasıt budur kesinlikle

Emir Allah’a ait, bana gelmezden de / Kaderi uygulamak üzere geldikten sonra da

Yâdıyla kalbin hayat bulduğu kimse münezzeh / Şükür ve hamd O’na ait

Kulum bu halde olunca onun kendisiyim / Böyle olmazsa kul senin kulundur, ey kul!