Fütûhât-ı Mekkiyye, C.10,İkiyüz Sekseninci Bölüm
Musevî Makamdan ‘Bana Ne’ Menzilinin Bilinmesi
Dedim ki bana ne var, dedi ki ‘kulum senin için ne var?’ / Dedim ki benim için ne var, dedi ki senin için olan katımdadır /Dedim ki, onu bana mülk olarak izafe ettiğinde / Sözünle onu ‘benim katım’ diyerek niçin sınırladın / Dedi ki, benim katımda olduğunu bilince / Senin katındaki mülk benim katımda olur / Dedim ki, sen benim aynım isen / Senin katındaki benim katımdadır sözün doğru olur /Nasıl ki sen ‘senin katındaki benim katımdadır’ diyorsun / Biz de diyelim o zaman: senin katındaki bizim katımızdadır / Bu daha uygun, çünkü benim zatım bir zarf /Sen münezzeh oldun, ‘kat’ benim katımdır
Bu, yüce bir menzildir. Onunla mevkıfı arasında bir ilişki yoktur. Bu nedenle ilişki, bundan önceki menzilde de olduğu gibi, vâkıfa (durakta durana) döner. Yakub peygamber oğullarına şöyle demiştir: ‘Ben sizi Allah’a karşı koruyamam. Hüküm Allah’a aittir. (Yusuf 12/67) Bu menzilden Hz. Peygamber’e şöyle vahyedilmiştir: ‘‘En yakın akrabalarını korkut (Eş-Şuara 26/214) Bu nedenle Hz. Peygamber Safa’da durmuş, kendisine insanların en sevimlisi gelen kimseye şöyle hitap etmişti: ey Muhammed kızı Fatıma! Kendine dikkat et. Allah’tan gelecek bir şeyi senden engelleyemem. Kuş vardır kanatsız uçar / akşam ve sabah yer durur / Dallarda yürür, öter de öter /Çatışmada savaşçıları tahrik eder / Aslan kendisinden kaçar geniş çöllerde / Okları ve kargıları mağlub eder / Bâkirelerin dizleri önünde oturur /Gerdanlığın altındakini açığa çıkarır / Öldüğünde ise ebeveyni yaralanır / Yaralıyken diri olarak geri döner (Ebeveyn derken çakmak taşını kasd eder ki ateş hakkındaki bir remizdir.)

No Comments