Fütûhât-ı Mekkiyye Beş Yüz Altıncı Bölüm’den alıntılar
Menzili ‘Onlar tuzak kurdu, Allah da tuzak kurdu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır’ (ÂI-i İmran 3/54) ve onlar tuzak kurdu biz de tuzak kurduk, onlar farkında değil.’ (en-Neml 27/ 50) Âyeti Olan Kutubun Halinin Bilinmesi
Allah şöyle buyurur: ‘Farkında olmadıkları yönden onları saptıracağız’ (el-Araf 7/182)
Allah’ın yarattıklarında bir tuzağı var / Onlar bilmez o tuzağı, habersizdirler 0nlardandır tuzak, onu bilen kişi çift ve tek namazları kılandır / Zillet üzere ve huşu içinde münacat eder durur / peş peşe gelir, aralıklı olarak ona / Bir müşahede gelir ki hakikatleri görür / Güneş ve dolunay gibi üzerine doğarlar / Varlıkları orada görür / Açık ve gizli olarak bilgi vermek üzere
Allah şöyle der: ‘Farkında olmadıkları yönden onları saptıracağız’ (el-Araf 7/182) Başka bir âyette ‘Bir tuzak kurduk, onlar farkında değil ‘ (En-Neml 27/50) der. Tuzak fark edilirse, tuzak olmaktan çıkar zaten ! Bunun istisnası Allah’ın tuzağını fark etmekle ilgili bir durumdur. Allah’ın kendisine yerleştirdiği bir işteki TUZAĞININ FARKINA VARILIP SONRA O İŞE YERLEŞMESİ VE TUZAĞA DÜŞÜLMESİ AllAH’IN bir mekri ve tuzağıdır. Misal olarak ‘Allah onu bir bilgiye sahip olarak saptırdı. (el- Câsiye 45/23) ayetini verebiliriz. Bu ölçüyle tuzağı (mekr) bilmek GAYBI BİLMEKTEN AYRIŞIR, ÇÜNKÜ GAYB âlemi bilindiğinde BİLEN İÇİN ‘gayb’ ADINI YİTİRİR. Hâlbuki ALLAH’IN TUZAĞI olduğunu fark etmeden BİR Hâl VE DURUMA YERLEŞTİRİLEN KİŞİ İÇİN O hâle YERLEŞTİRİLDİĞİ sürece tuzağın adı kalkmaz. Aradaki bu ince fark olmasaydı GAYB İLE İLAHİ TUZAK MESELESİ BİRBİRİYLE EŞİTLENİRDİ.
BAZI ilahi TUZAKLAR kula zarar verme amacı taşırken bir türü kula zarar verme amacı taşımaz. Bu DURUMDA Hakk’ın tuzağı KULUN SAADETİNİ TEMİN EDECEK BAŞKA BİR HİKMET NEDENİYLE ORTAYA ÇIKAR. ÇÜNKÜ Allah âleme BİR HÜKÜM YERLEŞTİRDİĞİNDE, BUNUN AMACI, HÜKME KONU OLANDA ONUN UYGULANMASIDIR. Hükmün uygulanması İRADE EDİLMEMİŞ OLSAYDI, ANLAMSIZ VE ABES düşerdi. Hükmün uygulanacağı ve ONU YERİNE GETİRECEK BİRİ bulunmasaydı YİNE ABES OLURDU. BİR HÜKÜMLE basiret üzere amel eden kişi, basiretsiz amel edenden üstündür. Bu nedenle BİLENLE bilmeyen BİR DEĞİLDİR. Allah ise TUZAK VE ALDATMASIYLA O’nu kandırdığını zannedenle birlikte yürür: İNSANIN KURDUĞU BU TUZAK bir grup hakkında allah’ın onlara tuzağı şeklinde tezahür ederken başka bir grup hakkında allah’ın onlara dönük inayeti şeklinde tezahür ederken BAŞKA BİR GRUP HAKKINDA Allah’ın onlara dönük İNAYETİ ŞEKLİNDE TEZAHÜR EDER. Misal olarak ‘dilediğini yap, seni bağışladım!’ İFADESİNİ VEREBİLİRİZ. Yani senden dolayı kendimi SENDEN perdeledim ve başkasını bu nedenle cezalandırırken SENİ CEZALANDIRMAYACAĞIM. Çünkü senin adına KATIMIZDAN İNAYET TAKDİR EDİLMİŞTİR. B MAĞFİRET GÜNAHI ÖNCELEMİŞ, BAŞKA BİR İFADEYLE GÜNAH GERÇEKLEŞMEZDEN ÖNCE mağfiret BELİRLENMİŞ VE TAKDİR EDİLMİŞTİR. Bu durum ‘SONRA GELEN’ âyetinde (el-fetih 48/2) âyetinde BELİRTİLİR. Böylece GÜNAH ‘BAĞIŞLANMIŞ’ , YANİ KENDİSİNDEN MEYDANA GELDİĞİ KİŞİYLE ARASINDAKİ BİR PERDEYLE ÖRTÜLMÜŞ halde gelir; O PERDE nedeniyle GÜNAH KİŞİYE ETKİ EDEMEZ. Allah mekri ‘istidrac’ diye İSİMLENDİRDİ. BUNUN NEDENİ MEKRİN MERTEBELERDE BİR DERECEDEN BAŞKA BİR DERECEYE DOĞRU BASAMAK BASAMAK YER DEĞİŞTİRMİŞ OLMASIDIR. BU YER DEĞİŞTİRME OLMASAYDI, ALLAH EHLİ ONUNLA NİTELENMEZDİ, ÇÜNKÜ İLAH3İ MEKR, BU İNTİKALLE BİRLİKTE, ÖVÜLEN VE KINANAN TÜM MAKAM VE MERTEBELERİ KUŞATIR. BÖYLE OLMASAYDI ALLAH KENDİNİ MEKR VE İSTİDRAC (YAPMAK) FİİLİYLE NİTELEMEZDİ. ALLAH KENDİNİ NİTELEDİĞİ İÇİN EHLİ DE onlarla nitelenir. BU İTİBARLA ONLAR DA TUZAK KURAR VE TUZAĞA DÜŞERLER.

No Comments